Bu soruyu soran herkesi aynı kefeye koymuyorum. Tabi ki ne olup bittiğini bilmediği için, kendince ülkesini ve askerini sevdiği için bu soruyu samimi olarak soranlar da var. Evet, bu kardeşlerimize kızmak onları itham etmek yerine neden Suriye’de olduğumuzu en yalın şekilde anlatmak, izah ve ikna etmek durumundayız.

Benim sözüm ne olup bittiğini çok iyi bildiği halde, Suriye’de olmamız gerektiğini bizden de daha iyi bildiği halde; bilerek ve isteyerek bu Devlete ve millete ‘vatansever, hümanist, milliyetçi’ maskesi altında düşmanlık eden ruhunu siyonizme ve emperyalizme satmış hainlere… Onlara ne diyeceğiz? Aptala anlatır gibi anlatsak fayda edecek mi; hainlik etmekten vazgeçecekler mi? Tabi ki hayır!

Çünkü neden Suriye’de olduğumuzu çok iyi biliyorlar!

•Şehirlerimizde bombalı araçlarla ve canlı bombalarla yüzlerce insanımızı öldüren terör eylemlerine son vermek için orada olduğumuz biliyorlar!

•Sınır ilçelerimize atılan roketlerle her gün onlarca sivil vatandaşımız öldürülmesine son vermek için orada olduğumuzu biliyorlar!

•İçerde düşmanlık yaptıkları 3 milyon mülteciye yeni bir 3 milyon daha ülkemize kabul etmek zorunda kalmamak için orada olduğumuzu biliyorlar!

•Suriye’de Varil bombaları, kimyasal silahlar ve vahşi katliamlarla 1 milyon mazlum insan daha ölmesin diye orada olduğumuzu biliyorlar!

•Emperyalizmin sınırımız boyunca inşa etmek istediği terör koridoruna izin vermemek için orada olduğumuzu biliyorlar!

•Türkiye’nin bekasını ve toprak bütünlüğünü korumak için orada olduğumuzu biliyorlar!

•İsrail’in istediği gibi bu coğrafyada işgal ve zulümlerini sürdürmek için etrafını istikrarsızlaştma planını bozmak için orada olduğumuzu biliyorlar!

•Bu savaşı Hatay’a, Gaziantep’e, Şanlıurfa’ya, Kilis’e, Mardin’e, Adana’ya taşımamak için Halep’te, Cerablus’ta, İdlip’te, El-Bab’da savaş verdiğimizi biliyorlar!

•Astana ve Soçi anlaşmaları gereği Suriye’de milli mutabakat hükümeti kurulana kadar İdlip’te ateşkesi sağlayıp rejimin yeni bebek, kadın, sivil katliamlarını önlemek için orada olduğumuzu biliyorlar!

•Binlerce canımızı almış PKK terör örgütünün sözde İşid ile mücadele adı altında legal hale getirilip devletleştirmemek için orada olduğumuzu biliyorlar!

•Esed, Rusya ve İran’ın Halep’i, Hama’yı, Humus’u yerle bir ettiği gibi, ABD’nin PKK ile birlikte Rakka’yı yerle bir ettiği gibi İdlib’i de yerle bir etmesinler diye orada olduğumuzu biliyorlar!

•Hatay’ı kendi topraklarına katmak isteyen Esed’in mezhepçi şebbihalarına fırsat vermemek için orada olduğumuzu biliyorlar!

•Irak’ı üçe bölenlerin Suriye’yi de böldükten sonra hedeflerinin Türkiye’yi bölmek olduğunu bildiğimiz ve bu planı bozmak için orada olduğumuzu biliyorlar!

•Suriye topraklarında gözümüzün olmadığını ve toprak bütünlüğünü isteyen yegane devlet olduğumuzu ve onun için orada olduğumuzu da çok iyi biliyorlar!

•İdlip’ten çıkacak olursak Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekat bölgesinden de çıkmak zorunda kalacağımızı biliyorlar.

•Suriyeliler için orada olmadığımızı kendi güvenliğimiz için orada olup onun için şehit verdiğimizi de biliyorlar.

Tüm bunları ve hatta bizim bilmediğimiz diğer tüm şer planları da biliyorlar. Ama sahiplerinin kendilerine verdikleri görevi yerine getiriyorlar.

•Açıkça biz Esed’in şebbihasıyız demiyorlar da Suriye’den kaçıp gelenlere ‘vatanları için savaşmayan hainler’; kalıp savaşanlara da ‘terörist’ diyorlar.

•PKK’nın elindeki topraklara, Amerika ve Rusya’nın, Lübnan Hizbullahı ve İran’ın elindeki topraklara ses etmeyip Türkiye’nin kontrol ettiği yerler için 7/24 ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ sakızını çiğniyorlar.

•Amerika’nın PKK ve diğer sol örgütlere verdiği binlerce tır silahı görmüyor; Türkiye’nin kendi halklarının güvenliği için zalimlere karşı savaşan Milli Ordu’ya verilen meşru desteği “Teröre destek” diye şikayet ediyorlar.

•Suriye’deki terörden, mülteci sorunundan zerrece etkilenmediği halde binlerce km öteden gelen Amerika’ya, Rusya’ya, Fransa’ya ve İran’a değil de 911 km uzunluğunda sınır komşusu olan ve ordaki terörün tek hedefi ve mületici sorunun en büyük mağduru olan Türkiye’ye ‘ne işin var Suriye’de’ diyorlar!

•Girdiği her yeri yakıp yıkan, yer altı ve yer üstü kaynakları sömüren, insanları göçe zorlayan emperyalistlere değil de gittiği yeri imar edip barış yurdu yapan, Savaşı ve Terörü bitirip mültecilerin vatanlarına/evlerine dönüşünü sağlayan Türkiye’ye ‘ne işin var Suriye’de’ diyorlar!

•Terör örgütleri Türkiye’yi vurup; asker-sivil katledince havaya bakıp ıslık çalıp ahmağa yatıyorlar. Türkiye vurmaya başlayınca ‘savaşa hayır, yaşamı destekliyoruz’ diye duyar kasıyorlar. Türkiye’nin savaşı engellemek için yıllardır diplomasi yürüttüğünü İran ile Rusya ile ABD ile defalarca anlaşma yaptığını ve tüm anlaşmaları onların bozduğunu bildikleri halde onları değil de Türkiye’yi suçluyorlar.

•Esed ve mezhepçi şebbihaları, İran’ın şii Haçlı Şabi milisleri, Lübnan şii Hizbullahı sırf sünni olduğu için bebekleri dahi katlederken yuttukları dilleri o vahşi katliamlardan kendilerini korumaya çalışan muhalifler ve onların haklarını korumak isteyen Türkiye’ye karşı bülbül kesilip ‘mezhepçilik’ duyarı kasıyorlar.

•Türkiye kapılarını mültecilere açtı diye yıllardır hükümete düşmanlık yapıp, mültecilere karşı ırkçılık yapanlar; hükümet mületicileri Avrupa kapılarına yönlendirince bu defa da ‘nereye gitsin bu biçare insanlar’ diyerek hükümete tepki veriyorlar.

•Her gün Şam’ı bombalayan İsrail’e, Suriye’yi yerle bir eden Rusya ve ABD’ye, vahşi katliamlar yapan İran’a değil de kendini koruyan Türkiye’ye ‘Suriye’den elini çek’ diyorlar.

•Kendi ülkesinin meşru seçimlerde Milletten %52 oy alarak seçilmiş Cumhurbaşkanı ile görüşmeyenler; 2 milyon insanını katleden, sivillere karşı kimyasal silah kullanan, onlarca askerimizi şehit eden insanlık düşmanı mezhepçi bir diktatörü (Esed’i) ‘meşru devlet başkanı’ diye bize takdim edip onunla görüşmemizi tavsiye ediyorlar!

Aslında neden Suriye’de olduğumuzu ve mutlaka olmamız gerektiğini bizden daha iyi bildiği halde hala bize ‘ne işimiz var Suriye’de?’ diyen İflah olmaz bu güruha bizim sormamız lazım; (Twitterde @multeci_ ismiyle yazan dostumuzun deyimiyle)

Sizin “NE İŞİNİZ VAR TÜRKİYE’DE?!”