Bu millet; Gavur şapkasını ayağı altına alıp, ezanını özüne döndürmüş, sarığı/takkesiyle devletin zirvesine çıkmış, başörtüsüyle Çankaya’ya çıkmış, kendi dinini ve gerçek tarihini yeniden bulmuşsa: Bu anayasanın ruhunu boğup, yazılı metnini çöp tenekesine atıp, yeni anayasasını da yapacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Türkiye Cumhuriyeti  kuruluşundan bu yana milletin temsilcileri aracılığı ile yaptığı tek anayasa 1921 Teşkilat-ı Esasiye kanunudur. Bunun da ömrü (uygulamada 1 yıl, yürürlükte 3 yıl) 3 yıl sürmüş, 1924 de yapılan Kemalist darbe ile anayasa yürürlükten kaldırılmış meclis feshedilerek; milletin gerçek temsilcileri evlerine gönderilmiş (idam edilen, suikast ile öldürülen, hapsedilenler de var) yerlerine atama usulü iradesiz vekiller tayin edilmiştir.

Atanan yeni üyeler; tekçi, türkçü, ırkçı, baskıcı, vesayetçi, halkı kendi ideolojileri çerçevesinde hizaya getirmek için bir metin yazmışlar. Yaptıkları anayasa, ruhu itibariyle 3 temel esas üzerine yazılmış;

1-Kürdü, Türkleştirmek.

2-Aleviyi, Sünnileştirmek

3-Dindarı, ehlileştirmek/sekülerleştirmek.

Kendilerinden olanları yani Türk ve seküler (çağdaş, çıplak, kutsalsız, batı aşığı, tarihine düşman, köksüz) olanları  ‘Özde vatandaş’ kendilerinden olmayan yani, Kürt, Alevi, Dindar olanları da ‘Sözde vatandaş’ olarak tanımlamış ve bu ‘Sözde’ dedikleri -ki bu coğrafyanın gerçek sahipleridir- vatandaşları  ‘İç Düşman’ olarak yaftalamış: Tüm kurumlar, kanunlar, yapılar ve yönetmelikler hatta eğitim müfredatları bu habis ruha göre düzenlenmiştir.

Anayasaların zaten yazılı metinleri değil ruhları önemlidir. Yazılı metinler farklı yorumlanır, değişir ama esas olan ruh asla değişmez. 1924 tarihinden bu yana yapılan tüm anayasalarda bu Kemalist ruha (ki yazılı metindeki işareti ilk 4 maddedir) asla dokunulmamış; yapılan değişiklikler de bu ruhu öldürmeye yetmemiştir.

Bu ‘anayasa’ dedikleri metinin ömrü her on yılda bir askeri darbeler veya yargı/basın/cemaat ve iş dünyası kullanılarak post/dost modern darbelerle uzatılmıştır. Belli dönemlerde kamuoyu talepleri ve dış dünya baskısıyla birçok maddesi değiştirilmişse de ruhundaki 3 temel esas olduğu gibi kalmıştır.

Ne kadar anayasa değişikliği gündeme gelse bu hapis ruhun temsilcisi olan CHP ve mütememim cüzleri ülkeyi kaosa götürmeyi, hatta başka bir ülke tarafından işgalini bile göze alarak bir senaryo sahneye koyar ve bunu engeller. CHP Kemalist ruhun temsilcisi ve koruyucu örgütüdür; tek amacı bu Kemalist habis urun bu ülkenin bünyesinde kalmasını sağlamaktır. Bunu on yıllarca ordu vesayeti ile yaptı. Ordu onun komutasından çıkınca; yargı, medya ve iş dünyası vesayeti ile yaptı. Şimdi ise PKK’nın silahı, Gülen örgütünün yargıdaki, emniyetteki, ordudaki kadroları ve medya üzerinden yapıyor.

Menderes’i idam ederek, Özal’ı ‘Sivil Diktatörlük’ ile suçlayarak, Erbakan’ı ise ‘Şeriat Devleti kurmakla’ suçlayarak engellediler. Şimdi Erdoğan’ı da mesnetsiz diktatörlükle suçlayarak engellemeye çalışıyorlar.

Askeri darbe imkanı kalmayınca, post modern darbe (28 Şubat), o da kalmayınca dost modern (17/25 Aralık) darbe o da olmayınca, gezi kalkışması, o da olmayınca ‘Medet ya PKK’…

Sevindirici olan şudur ki;

Milletin verdiği mücadele sonucunda: CHP ve mütememim cüzleri  bir emir ile orduya, yargıya ve medyaya darbe yaptırma seviyesinden; bugün PKK’dan medet umma seviyesine düşmüşlerdir. Diyeceksiniz ki Cuntacı postalı yalamak ile PKK’lı mekabı yalamak arasında bir fark var mıdır; bizim açımızdan bir fark yoktur ama onlar açısından çoktur.

Gavur şapkası giymediği için idam edilen, şalvarlı olduğu için şehrin çarşısına giremeyen, başörtülü olduğu için okula sokulmayan bu millet; Gavur şapkasını ayağı altına alıp, ezanını özüne döndürmüş, sarığı/takkesiyle devletin zirvesiyle çıkmış, başörtüsüyle Çankaya’ya çıkmış, kendi dinini ve gerçek  tarihini yeniden bulmuşsa: Bu anayasanın ruhunu boğup, yazılı metnini çöp tenekesine atıp, yeni anayasasını da yapacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

YENİ ANAYASA NASIL OLMALIDIR ?!

Bu konuda binlerce makale ve kitap yazıldı; sivil dendi, insan odaklı dendi, demokratik dendi, kısa olsun dendi  vesaire…  Benim yeni anayasa ruhu için önerim; her Cuma hutbesinde yüzümüze okunan ayet-i kerimedir.

Nahl-90: ‘Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı, azgınlığı ve fuhşiyatı  da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.’

Şayet bunu da uzun bulanınız varsa o zaman bu ayet-i kerimedeki  bir tek emri yeni anayasanın ruhu olarak öneriyorum: ‘ALLAH ADALETİ EMREDER.!’

Selam ve dua ile…