Bismillahirrahmanirrahim,
Beni Barış ve Kardeşlik özlemi ile toplanmış sizlerle buluşturan Allah’a Hamdolsun, İçinizdeki Barış coşkusu kadar Salat ve Selam Habibi Muhammed Mustafa’nın (SAV) üzerine olsun, Allah’ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun.
Değerli dostlar BARIŞ arzusu ile toplanmış bulunuyoruz, ancak öncelikle kimler Savaşıyor ve Kimler Barışıyor noktasının açıklığa kavuşmasında fayda görüyorum.
Bilinmesini isterim ki; Türkler ve Kürtler Savaşmıyor.!
Bugün Barışacak olanlar da Türkler ve Kürtler değildir.!
Peki o zaman mes’ele nedir?
Mesele 1924 Anayasası ile Kemalist zihniyetin yaptığı “Makbul Vatandaş”tanımına uymayan her kesimin sistemle olan kavgasıdır!
Kemalist zihniyete göre Makbul Vatandaş;
Türk olmalı,
Sünni olmalı,
Hanefi mezhebinden olmalı,
Seküler olmalı,
Devletin istediği kadar Dindar olmalı,
Çağdaş olmalı ( yani çıplak olmalı, Alkol kullanmalı, Nikahsız yaşama onay vermeli)
Bu vatandaşlık tanımına uymayan her kesim bu sistemden dayak yedi!
Aleviler bir sopa,
Dindar Türkler bir sopa,
Kürtler bir sopa,
Biz Dindar Kürtler ise iki sopa yedik!
Yani saydığım kesimler bu ülkede 1 kez zenci iken biz iki kere zenci olduk!
Lakin anlamadığımız şey şu oldu;
Beyaz Türkler bize Kürt ve Dindar olduğumuz için sopa atarken,
Beyaz Kürtler de bize aynı gerekçeler ile Dindar olduğumuz için sopa attı!
Belki şimdi söyleyeceğim bu salondaki çok kişinin hoşuna gitmeyecektir ama yine de söyleyeceğim.
Biz Kürt ve Dindar olduğumuz için Faşist Türklerce Bölücü, Gerici yaftası alıyorken!!!
Onlarla beraber Polise Taş atmadık, Onların eylemine katılmadık ve silaha hayır dedik diye Beyaz Kürtlerce de Ajan Kürt, Satılmış Kürt yaftası yedik!
Evet 80 yıldır yasak olan bu Kürtçe dil’i neden hala yaşıyor biliyor musunuz?
En başta Dedem Allame Molla Halil başta olmak üzere Ahmedê Xanilerin, Melayê Cezirinin yazdığı ve hala Medreselerde okuttuğu Kürtçe eserler sayesindedir!
Bu gerçek gün gibi ortada iken,
Kürt gençlerine Dindar, Müderris ve Mutasavvuf aileri Kürt halkının karşısında ve sistemin adamı olarak öğretmek enaz Kemalist tarihin Türk gençlerine Kürtleri, Arapları ve diğer Milletleri hain olarak öğretmesi kadar acımasız, haksız ve faşistçe bir davranıştır!
Biz Kürtler savaşı da barışı da çok iyi bilen bir milletiz.
Hiç sebeplerden çok adam öldürmüş, çok kan davası gütmüş ama çok ta kan davası sonuçlandırmış ve barış yapmış bir milletiz!
Bugün bu müzakere süreci devam ederken kullanacağımız dil çok önemlidir!
Evet Kürt halkının ve diğer tüm halkların ve kesimlerin haklarını savunalım ama bunu yaparken Türklerin haysiyetini zedeleyecek söz ve eylemlerden kaçınalım! Siyasi rant ve Ticari rantları bir köşeye bırakalım. İntikam almayı ve dünü unutalım geleceğe odaklanalım!
Bugün Sayın Başbakanın Beyaz Türk ve Beyaz Kürtlere rağmen çıkıp; “Ben İmralı ile görüşüyorum ve bu kavgayı müzakere ile bitireceğim” demesi bir Yiğitliktir! Kendisini takdir ve tebrik ediyorum.
Bugün Barış için Siirt’in tüm renklerini bir araya toplayan Barış Meclisi tertip heyetine de teşekkür ediyor tebrik ediyorum.
Tekrar söylemekte fayda görüyorum. Biz Kürtler ve Türkler hiç savaşmadık ve savaşmayacağız. Kıyamete kadar kardeş kalmaya devam edeceğiz. Kimse bizden Selanik’ten gelmiş bir grubun Türk kisvesi altında yaptığı zulümden dolayı Müslüman Türk kardeşlerimize düşman olmamızı ve onlarla savaşmamızı beklemesin!
Biz Adalet ve Kardeşlik çatısı altında beraberce yaşamaya devam edeceğiz ve kirli savaşın bitmesini mutlaka sağlayacağız, bu kardeş kavgasını bitireceğiz.!
Bana “peki sonuç olacak, sence çözüm nedir” diye soracak olursanız;
Bağımsız Kürdistan mı,
Özerk Kürdistan mı, diye…
Ben Müslüman bir Kürt olarak daha Irak, İran, Suriye, Libya, Mısır ve diğer İslam coğrafyası ile arama cetvelle çizilmiş sınırları kabul etmiyorum ki Türkler ile arama sınır koyayım.!
Ben Tüm İslam Coğrafyasının sahibiyim! Tüm Müslümanlar benim öz kardeşim. Bu coğrafyada yaşayan gayri müslimler de benim İnsan kardeşimdir!
Faşist ve Kemalist Türkler veya Araplar nasıl ki kardeşim değilse!!!
Biliniz ki Faşist ve Ulusçu Kürtler de kardeşim değildir.!
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum,
Es’selamüm Aleyküm.