İnsan davalı olmayıversin bu dünyada; bir anda herkes gelip ona sahip çıkma adı altında, kendi davasını onun davası üzerinden görmeye başlıyor. Küçük bir hadiseden, yanlış bir anlaşılmadan veya iftiradan devlet ile davalı oluyorsunuz, mahkeme karşısına çıksanız pişmanlığınızı dile getirecek, çevreye uyduğunuzu, o eylemin, o yürüyüşün izinsiz olduğunu bilmediğinizi, işin aslına vakıf olmadığınızı söyleyecek ve belki beraat edeceksiniz.

Ancak durumdan vazife çıkaran bir avukat ve/veya bir siyasi partinin avukatı gelip size sahip çıkma adına mahkeme heyetine siyasi bir savunma döşüyor; bu bana iyilik mi kötülük mü etti anlamadan, bir ‘terör örgütüne üyelik’ten veya ‘yardım yataklık’tan kendinizi içerde buluyorsunuz. İşte biz Kürtlerin başına gelen tam da budur.

Bizim devletle bir asırlık davamız var; Kemalist sistemin inkâr, asimilasyon, ihanet, katliam ve zulümlerinden dolayı devlet ile davalı olduk. Bu davada yerden göğe kadar haklıydık/haklıyız.
Ancak uluslararası baronun davamıza atadığı ‘PKK’ adlı bir avukat, durumdan vazife çıkaran, Avrupalarda lüks içinde yaşayan, tuzu kuru, iki kitap okuyup dört slogan ezberlemiş, top sakallı, entel ‘Diaspora Kürtleri’ ve bıyığını ağzına koyup, yeşil parke giyerek solcu/ demokrat olacağını zanneden, etrafına ‘biz mazlumdan yanayız’ havası atmak için oturduğu kafeden twitt atarak bizim adımıza çözümleme kasan kutsalsız Kemalist Türksolu avanesi bizim ocağımızı söndürdü. Her biri Kürtler adına bir şey istiyor ve/veya Kürtler adına bir şey istemediğini söylüyor.

Yerden göğe kadar haklı olduğumuz bir davada suçlu ve terörist olduk. Devletle olan davamızı görmek isterken bu avukatların başımıza açtığı işler yüzünden onlarla davalı olup devletle olan davamızı unuttuk. Daha ötesi devletle olan davamıza giren sözde avukatlarımızdan kurtulmak için davalı olduğumuz devletle müttefik olmaktan başka çaremiz kalmadı.
Tabii bu davaya müdahil olan avukatlardan şikâyet ederken bir de ben kalkıp ‘Kürtler ne istiyor’ deyip Kürtlerin avukatlığını yapacak değilim. Kendi adıma bir Kürt olarak kimden ne istediğimi söylüyorum:

HÜKÜMETTEN
Devletin tekçi, Türkçü, ulusçu, halka rağmen halkçı aklını değiştirmesini,
Darbe Anayasası’nı tüm Kemalist kanun ve yönetmeliklerle birlikte çöpe atıp; insan odaklı, kardeşlik ruhlu, adil ve eşitlikçi bir anayasa yapmasını,
“Andımız” denilen faşist metnin okunmasını nasıl kaldırdıysa o ruhu kitaplardan, binalardan, sokaklardan da kaldırmasını, anasınıfından başlamak üzere tüm milli eğitim kitaplarını değiştirmesini, kitaplardan iç düşman, dış düşman, ırkçı, Türkçü, ulusçu ve ötekileştirici tüm ibareleri çıkartmasını,
Küllen yalan olan İnkılâp Tarihi kitaplarını gerçek tarihi belgeler ışığında yeni bir ‘Yakın Tarih Kitabı’ yazıp okutmasını, yalan tarihin kahraman ve hain ilan ettiği tüm halk, kişi ve grupları apaçık belgeleriyle ortaya koymasını ve özür gerekenlerden özür dilemesini,
herkesin kendi anadilinde, kendi inanç ve gelenekleriyle eğitim görmesini sağlanmasını,
Kemalist devrimleri yok saymasını; Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nu kaldırmasını, medreselere yasal statü ve müfredatını destekleyerek imam hatip denklik diploması vermesini,
“Kürtler başka, PKK başka” söyleminin hayat bulmasını; Kürtlerin Kemalist sistemce gasbedilmiş haklarının iadesini PKK’nin silah bırakması şartına bağlamamasını, Kürtler adına PKK’yi muhatap alarak Kürtleri PKK’ye mahkûm etmemesini,
Binlerce kişinin ölümüne sebep olmuş bir savaşı ‘domuz eti yiyorlar’ ve ‘çoğu sünnetsiz’ seviyesinde değerlendirenlerin aklına itibar etmemesini,
10 yıllık iktidarı zamanında iade ettiği hakları, anayasal güvence altına alması ve hayata yansıması için gerekli kanun ve yönetmelik değişikliklerini yapmasını,
Sadece ülkesinde yaşan Kürtlerin değil başka ülkelerde yaşan Kürtlerin de haklarını tıpkı Türkler söz konusu olunca ‘Soydaşlarımız…’ ile başlayan cümleyi bu defa da ‘Kürt kardeşlerimiz…’ diye başlayan cümlelerle koruma refleksi gösterip onlara sahip çıkmasını; Kürtleri İran, Rusya, PKK ve ABD insafına bırakmamasını,
Faili meçhul cinayetleri aydınlatmasını, DGM ve Paralel yargı tarafından mağdur edilen insanların yeniden yargılanmasını ve haklarının iadesini,
Tüm bunları yaptıktan sonra toplumsal barışı sağlamak için siyasi suçlara genel af çıkarmasını ve dağdaki çocukların evlerine dönmeleri çağrısı yapmasını istiyorum.

PKK/HDP’DEN
Kayıtsız ve şartsız silahlarıyla birlikte ülke sınırlarının dışına çıkmasını, insanların yaşam alanı olan şehirlerde silah kullanmamasını,
Kürtler adına konuşmaktan, kendisine yapılanı Kürtlere yapılmış kabul etmekten, kendinden olmayan Kürtleri yaftalamaktan, yaşama hakkı vermemekten vazgeçmesini,
Kürtlerin katilleriyle ittifak yapıp, İran ve Esad rejimleri için Kürtlerle savaşıp sonra da kendini Kürtlerin savaşçısı diye göstererek Kürtlerin aklıyla alay etmemesini,
Kürdistan’da İran ve Bağdat’tan yana değil Barzani’den yana olmasını; Türkiye’de Kürtlerin haklarını gasbeden, Kürtleri katleden Kemalist CHP ile değil Kürtlere kardeşlik eli uzatıp haklarını iade eden AK Parti ile söylemde ittifak yapmasını,
Kürtlere rağmen Kürtler için felsefe yapıp çözümleme kasıp geliştirdiği ideolojik tezlerini Kürt gençlerini canları ve Kürtlerin şehirleri üzerinde denemekten vazgeçmesini,
Kürtlerin kadim dini olan İslam’a ve İslam ile yoğrulmuş namus anlayışının esas alındığı aile ve toplumsal yaşam geleneklerine düşmanlık yapmaktan ve dönüştürmeye çalışmaktan vazgeçmesini istiyorum.

TÜRKSOLU AVANESİNDEN
Kürtler kelimesini ağızlarına almadan önce Kürtlere yüz yıldır zulmeden dedeleri ve ataları adına Kürtlerden özür dilemelerini,
anarşizm aşkları uğruna yapmak istedikleri kutsalsız devrime kutsalı olan Kürtleri alet etmemelerini, eşcinsellerini, marjinallerini, kopuklarını Kürtlere mal ederek onları Kürtler üzerinden meşrulaştırma ve avukatlıklarını Kürtlere yaptırmamalarını,
Kiminle ne dertleri varsa rahatlarından, şaraplarından, gecelerinden, aşklarından feragat ederek kendilerinin yapmalarını, miskal-i zerre kadar sevmedikleri ve birlikte yaşamak istemedikleri Kürtlere lafın ucu Atatürk ve Kemalizm’e dokununca düşmanlığa dönecek sözde aşkta ısrarcı olmamalarını istiyorum.

DİASPORA KÜRTLERİNDEN
Avrupa’nın gayrimüslim derneklerinin kafeteryalarında kırmızı şarap içerek Kürtler adına çözümleme yapmak ile Kürdistan’da yaşamak arasında onların idrakleri önündeki hendeğin derinliği kadar fark olduğunu anlamalarını, ya gelip burada yaşamalarını ya da ebediyen susmalarını,
Milletin çocuklarını onurlu direniş, şerefli serhildan sloganlarıyla tahrik etmeyi bırakıp kendileri onurlu ve şerefli olmak istiyorsa Kandil’e, Kobani’ye gidip savaşmalarını, gelip hendek başında onurlu(!) nöbeti kendilerinin tutmasını,
Geçinmek için evlendikleri Batılı kadınların onlara dayattığı ahlâksız aile yapısını, İslam medeniyetinin mensubu Kürt halkına çağdaşlık diye satmamalarını istiyorum.

TÜRKLERDEN
Kendilerinin sahip olduğu tüm haklara kardeşleri ve kadim komşuları Kürtlerin de sahip olması gerektiğini, bunun onlarda bir eksiklik değil zenginliği sağlayacağını anlamalarını, bölünme kaygısından kurtulmalarını,
Kendileri sanki tam bağımsızmış gibi her seferinde Irak Kürdistan’ı için ‘İsrail ve ABD güdümünde bir devlet olacak’ dememelerini,
Kemalist eğitim müfredatına iman edip iç düşman-dış düşman hezeyanını  terk etmelerini, bu coğrafya halklarına Millet-i İbrahim çatısı altında kardeş gözüyle bakmalarını,
Düne kadar dedelerinin millet-i sadıka dediği ve içlerinde Müslüman olanların da olduğu Ermenileri aşağılamayı bırakıp her kötü eylemi olanı ‘Ermeni’ diye yaftalamamalarını,
Ölen dağdaki PKK’li de olsa onun bir anne ve babasının, kardeş ve akrabalarının birlikte yaşadıkları Kürt kardeşleri olduğunu bilmelerini, anneliğin suç tanımadığını anlamalarını, o sebeple ölmüş insan fotosunu paylaşıp leş dememelerini, aşağılayıp tüm ailesini tahrik edip onları da kendilerine düşman etmemelerini,
İslam’dan önceki dinleri olan Şamanizm’e tek laf etmeyip, kendilerinden 140 yıl önce İslam ile şereflenen Kürtleri, İslam öncesi dinleri olan Zerdüştlük üzerinden vurma ayıbını terk etmelerini,
Gerçek tarihlerini öğrenmelerini, okullarda öğretilmiş ihanetler tarihi ile Müslüman milletlere muamele etmeyi terk edip dillerini Kur’an ve sünnet ile süslemelerini istiyorum.

KÜRTLERDEN
Kendi tarihlerini ve dillerini öğrenmelerini, gerçek önder ve atalarını tanımalarını; katilleri olanların kitap söylem ve nizamlarını Bediüzzaman gibilerin kitap söylem ve nizamlarına tercih etmemelerini,
Savaşın ve silahın çözüm getirmediğini görmelerini, hak talebinin haksız yöntemlerle yapılamayacağını anlamalarını, başkasının malına, canına zarar verme haklarının olmadığını bilmelerini, çocuklarına sahip çıkmalarını,
Onları şerefli kılan İslam’ı özümseyip şeytanın avukatlığını yapan birilerinin Kemalist Devlet ve/veya IŞİD üzerinden onları İslam’dan ve ümmetten soğutmalarına izin vermemelerini,
Kendi çocuklarını kolejlere gönderen, belediyelerde kadro ve ihale koşturan, sahillerde tatil yapan; ama halkın çocuklarını sloganlarla dağa ve hendeğe götürenlerin yüzlerine tükürmelerini,
Eşlerine kadro almak ve devletten de ihale almak için bir AK Parti’liyi şirketlerine ortak yapıp; halkı AK Parti’ye karşı kışkırtan huzursuzluk tellâlları ve kan tüccarlarını gördükleri yerde deşifre ve rezil etmelerini,
Ulusçuluğun, ırkçılığın, inkârın, yaftalamanın, dışlamanın acısını en iyi bilenler oldukları için yaşadıklarından ders alarak bugün aynı çirkin davranışları başkasına karşı sergilememelerini,
İslam’ın tüm milletleriyle savaşıp, intikam alıp ulus devlet inşa edip tıpkı Kemalizmin, Baas’ın ve Şia’nın düştüğü kötü duruma düşme, zalim olma yerine kendilerine yapılan zulümleri affedip Sultan Selahaddin gibi tüm İslam milletlerine öncülük edip ümmet kardeşliğini tesis etmek için mücadele etmelerini istiyorum; çünkü Kürtler Mekke’den ambargo ve zulümle sürgün edildiği halde Mekke’yi fethederken herkesi affeden Fahri Kainât’ın (SAV) şerefli ümmetindendir.
Bir Kürt olarak benim taleplerim bunlardır: İsteyenin bir yüzü kara, vermeyeni Allah ıslah etsin. Amin.
Selam ve dua ile…