Musul…

Hani o dedelerimizin, ninelerimizin canını, kanını vererek cephede korumayı başardığı ‘Ahdi Milli’ [Misak-ı Milli] içerisindeki kadim şehrimiz…

Hani o cephede kazandığımız zaferin üstüne çöreklenen ve aziz ecdadımızdan rol çalıp Milletin sözcülüğünü cebren ve hile ile ipoteğine alan emek hırsızı sahte kahramanların masada (Lozan’da) düşmanımıza (kendi dostlarına/sahiplerine) hediye ettiği şehrimiz…

Hani o dedemizin “vermeyeceğiz” diye şeref ve namusu üzerine yemin ettiği aziz şehrimiz ve orada yaşayan öz kardeşlerimiz…

İşte tam 1 asır sonra bugün yine aynı filim sahneye konulmaya çalışılıyor.!

Dün bizden bedenen koparılan Musul, bugün ruhen de koparılmaya çalışılıyor.

Tıpkı daha önce Endülüs başta olmak üzere birçok coğrafyada yaptıkları gibi; önce fiziki bağlarımızı sonra gönül bağımızı kopardılar sonra da medeniyetimizi, mimarimizi yok ettiler ve kardeşlerimizi oradan ya kovdular ya da oraya gömdüler.

Bugün Musul’da başlayan operasyon asla ve asla “Musul’u DAEŞ’ten temizleme operasyonu değildir” bu operasyon şehrin demografik yapısına müdahale etmek için planlanmış “Musul’u Şialaştırma oparasyonudur”…

Tiyatroyu hatırlayınız…

Birkaç yıl önce İngiliz Terör örgütü olan Daeş, Irak’ın en büyük petrol kenti olan Musul’a saldırınca Irak ordusu tek kurşun sıkmadan şehri DAEŞ’e teslim etmiş; ordusu araç-gereç, silah-mühimmat, kasalardaki para-altınları bile almadan çekilmiş hatta askerleri üniformalarını çıkarıp donla kaçmıştı.!

Aynı oyun Suriye’nin en büyük petrol kenti olan Rakka’da da sahneye konulmuş; İngiltere, ABD, Rusya, İran, Bağdat, Esed ve İsrail bu Daeş işgallerini daha doğrusu kendi emirleri ile yapılan devir-teslim törenlerini kaygıyla(!) izlemişti…

Üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen bunların hiçbiri Musul veya Rakka’yı DAEŞ’ten temizleme operasyonu yapmadı ve kimseye de yaptırmadı.!

Türkiye, “Fırat Kalkanı” ile Suriye’ye girince ve kısa bir zamanda DAEŞ’in aslında bir güç olmadığını bir eşkıya/kiralık poskopatlar çetesi olduğunu, istenirse 1 ayda bitirebileceğini ve Suriye’de bir tiyatro savaş olduğunu dünya kamuoyuna gösterince ABD ve bölgedeki uşakları olan İran/Bağdat/Esed/PKK/DAEŞ’te telaş başladı…

Musul operasyonu erkene alındı ve bu operasyona Türkiye ve Kürdistan Peşmergesini dahil etmemek için çalışmalar başlatıldı.!

ABD topraklarını işgal ederken, kadınlarına tecavüz ederken ses çıkarmayan, İran’ın donuna sahip çıkamayan Bağdat Valisi “Türkiye Başika’da işgalcidir” dedi. Daha sonra da saz arkadaşları tek tek İngilizlerin ve İran’ın ellerine tutuşturduğu şarkıyı okumaya başladı…

Hedef açık.!

Operasyona Ehl-i Sünnet olan hiçbir gücü (TSK, Peşmerge ve TSK’nın Başika’da eğittiği Musul’lu aşiret milisleri) dahil etmemek, Şii olan Bağdat Ordusu, İran komutasındaki Şii milisler ve Şengal’i işgal eden PKK güçlerini bu Şii milislerin üniforması altında operasyon ordusuna dahil etmek.

Musul’da büyük bir katliam yapıp Sünni Arap, Kürt ve Türk nüfusu oradan çıkarmaya zorlamak. Empresyalizmin İran Şiaizimi eliyle yürüttüğü ve büyütmek istediği Mezhep savaşının en büyük hamlesini yaparak mezhep savaşını bölgenin tümüne yaymak.

Türkiye Cumhuriyeti Ordusu ve Kürdistan Peşmergesi bu vahşete seyirci kalamaz. Bu oyun bozulmalı, bedeli ne olursa olsun bu tezgah dağıtılmalıdır.

■[Tam da burada daha önce yazdığım "ASIRLIK İHANET TİYATROSUNUN SON PERDESİ" yazısını okumanızı rica ediyorum.http://dirilispostasi.com/a-2495-asirlik-ihanet-tiyatrosunun-son-perdesi.html ]■

Yazıyı okuduysanız şimdi Musul mevzusu ile bir kez daha ortaya çıkan tabloya bakın.

Türk Kemalizmi, Kürt Apoizmi, Fars Şiaizimi ve Arap Baasının; ABD/İngiltere/İsrail’in emir ve öncülüğünde Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslara kısaca Millet-i İbrahim mensubu Ümmetin evlatlarına karşı yaptıkları ittifakı bir kez daha görün.!!!

Oyun bir asır önceki oyun, düşman aynı düşman, içimizdeki hainler aynı hainler, içimizdeki beyinsizler yine aynı beyinsizler ama durum 1 asır önceden çok daha vahim ve çok daha tehlikelidir.!

Şunları unutmayalım:

1-Türkiye Cumhuriyeti Ordusu, Başika’dan çekilirse bizi Sivas’a kadar kovalayacaklar.

2-Musul’a giremezsek bölgeyi kan golüne çevirecek mezhep savaşını engelleyemeyiz.

3-Musul, İran ve Bağdat’ın eline geçerse Kerkük’ü de Kürdistan’dan koparıp Şialaştıracaklar.

4-Kerkük giderse Barzani’yi de devirip Kürdistan yönetimini İran’ın uşağı olan Goran-Pkk ittifakına verecekler.

5-Bu dört madde olur İran yüzyıllardır istediği Şii Hilalini tamamlarsa bizi Sivas’ın ötesinde bile ABD ve İran’ın fitnesinden kimse kurtaramaz.

Ey dün izzeti ve namusu için canını veren şerefli insanların torunları toparlanın ve hazırlanın; Anadolu’nun müdaaffası Musul’dan, Kerkük’ten, Halep’ten başlar.

Uyanık olun, şuurlu olun, aynı delikten aynı yılana ikinci kez sokulmayın.!

İçimizdeki hainlere, savaşma ve savunma izzetini kaybedip “YARANMA” pozisyonu almış eziklere ve beyinsizlere karşı uyanık ve tedbirli olun.

Onlara: “ABD, Rusya veya İran uçakları/füzeleri bizi vurmaya geldiğinde siz onlara ‘Biz sizdeniz ve burada biz oturuyoruz’ diye konum bildirirseniz de size faydası olmayacak” deyin.

Onlara: “Bu savaşta siz de öleceksiniz, sizin de evleriniz bombalanacak/yıkılacak, sizin de çocuklarınız yetim kalacak, sizin de eşleriniz kucaklarında bebekleri ile gavur elinde ekmek dilenirken çelme takılıp düşürülecek” deyin.

Gelin İslam’ın izzeti için, namusumuz ve şerefimiz için ümmetin son esenlik yurdu? son kalesi olan Anadolu’yu ve onun güvenlik kapısı olan Musul’u, Kerkük’ü, Haleb’i, Erbil’i, İdlib’i koruyalım.

Ve gelin hep birlikte; ırk, dil, renk, mezhep, cemaat, tarikat, dernek, vakıf, parti taassubiyetimizi ayağımızın altına alalım. İçimizdeki putları İbrâhim (as) gibi kıralım ve Millet-i İbrahim çatısı altında kardeşçe buluşup şerefimiz ve iffetimizi tıpkı 15 Temmuz’da yaptığımız gibi koruyalım…

Selam ve dua ile…