17/25 Aralık’tan sonra yüksek sesle ifade edilmeye başlandı; “Parelel Devlet Yapılanması” ve alt kolları “Parelel Yargı/Ordu/Polis vs…”

15 Temmuz işgal girişimi ile de bunların ‘Silahlı Terör örgütü’ olmaktan çok öte ve çok daha tehlikeli olduğu herkesçe görüldü.

Resmi ağızlardan ifade edilmese de akıl sahibi herkes bunların ABD Neoconları ve NATO Gladyosunun piyonu olduğu, onlar adına bir vekalet savaşına giriştiğini ve işgal güçlerinin öncü birlikleri olduğunu net olarak gördü…

Zaten bilenler iyi bilir ki; FETÖ hareketi, CIA’nın 1960′lı yıllarda heryerde kurdurduğu “Kominizimle Mücadele Dernekleri” adıyla temelini attığı/kurduğu gizli ordularından bir tanesidir. Merak edenler Gülen’in hangi tarihte Erzurum’da bu derneği kurduğunu ve faliyetlerini inceleyebilir.

Nihayetinde Devlet içine sızmaları, Devlet içinde ayrı bir devlet olmaları, yaptıkları ihanetleri, yaptıkları hırsızlıkları  (gerek soru, gerek para ve gerek resmi/gizli evrak/belge) ve dahi işledikleri tüm maddi suçların hukukta bir karşılığı vardır ve Devlet, millet adına bu hesabı onlara sorar ve bedelini ödetir.

Ancak…!

Gözden kaçan, üzerinde durulmayan ve aslında milletimiz ve İslam âlemi için en tehlikeli olan;

Bu yapının İslam dininde yaptığı tahrifattır ki; bunun hukukta maddi bir karşılığı da yoktur ve zaten hukukun ve cezanın çare bulacağı bir husus da değildir.

Peki nedir bu sorun/tehlike.?!

Sorun şu ki: FETÖ hareketi kendine göre bir Parelel İslam dini oluşturmuş ve üyeleri bu sahte İslam dinine ciddi anlamda iman etmiştir.

FETÖ’nün kurduğu Parelel İslam’ın esasları.?!

  • İslam Peygamberi Hz.Muhammed Mustafa’nın (sav) risaletini kabul ve ikrar etmeden de cennete gidilebileceği; (Cennete gitmek için ‘Lailaheillallah’ demenin yeterli olduğu ‘Muhammedun Resulullah’ demeye gerek olmadığı) yani Hristiyan ve Yahudilerin de Cennete gideceğini kabul etmek.
  • Kur’ân ile sabit olan “Allah indinde tek din İslamdır” ayetini inkar ve ‘Dinler arası diyalog” ile İslam-Hıristiyan-Yahudi dinlerinin tümünü hak din olarak kabul etmek ve içinden ‘Cihat ve Şuur’un çıkarıldığı ‘Ilımlı İslam’ ambalajı ortak bir din oluşturmak.
  • Bir makama gelme veya o makamda kalma adına; yalan söylemek, hırsızlık yapmak, takkiye yapmak, alkol içmek, tesettürü ve namazı terk etmek, zina yapmak ve dahi ne lazımsa yapmayı meşru ve helal kabul etmek.
  • Bir kişiyi bir makamdan indirmek ve/veya ona hükmetmek adına; ona iftira atmak, itibarına suikast düzenlemek, kumpas kurmak, zinaya teşvik edip kaydetmek ve şantaj yapmak, namusuna musallat olmak ve dahi ne lazımsa yapmayı meşru ve helal kabul etmek.
  • Herhangi bir yolculuk, savaş hali ve İslam fıkhına göre gerekli şartlar yoksa da keyfi olarak tedbiren/takkiye yapmak için 5 vakit namazı 3 vakte indirmeyi meşru ve doğru kabul etmek.
  • Fetullah Gülen’i ‘Kutb-ul Aktab’ yani Kutupların Kutbu yani Kaainat İmamı olarak kabul etmek ve onun ilahi mesajlar aldığını, Allah ve Peygamber ile görüştüğünü, ‘Levhul Mahfuz’u okuduğuna, yanılmaz ve masum olduğuna iman etmek. Burnunu temizlediği peçeteyi bile kutsal saymak.
  • Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan devlet bütçesini ve vakıf mallarını; her türlü hile ve desise ile sahte evrak ve tezgah ile sömürmek ve bunu ‘Hizmet için’ olduğundan helal ve meşru saymak.
  • Kendi cemaatini ve menfaatini koruma adına; başta devletine olmak üzere tüm Müslümanlara ve İslami yapılara ihanet etmeyi ve onlara karşı tüm terör örgütleri ve İslam düşmanı devlet ve yapılarla ittifak yapmayı meşru ve helal görmek.
  • Zenginleri kontrol altında tutup onlardan himmet almak için her türlü şeytani yolu mubah görmek; himmet vermiyorsa onun ekmeğine suikast düzenleyip iflasını sağlamak için her türlü kumpası, haksız cezayı ve iftirayı hak/helal ve meşru görmek.
  • Zeki bir çocuğu alıp kendi emelleri için kullanmak adına onu ailesinden ayırmak için muta nikahı, şantaj, tehdit, baskı, iftira, kayırma, iffet ve namusuna musallat olma, suikast düzenleme ve dahi ne lazımsa her yolu mübah ve helal görmek.
  • Müslümanların zekat, kurban, fitre ve sadakalarını medya, ticaret, siyaset, algı, kumpas ve hatta İslam düşmanları ile ittifak adına harcamayı helal ve meşru görmek.
  • Bu yapıyı koruma ve güçlendirme adına; eleman kazanmak veya korumak için, Çift dilli, çift kimlikli, çift karekterli, çift dinli olmayı, gerekirse küfrü ve şirki bile helal ve meşru görmek.

“Aleyhinize bile olsa doğruyu söyleyin” diyen; güzel ahlak, barış ve şeffaflık dini olan İslam yerine ikame edilmeye çalışılan bu ahlaksız ve hukuksuz Parelel Din ile mücadele etmek için acilen harekete geçmek lazımdır.

İslam Davasına hizmet etmenin yegane yolunun Kur’ân ve Sünnete riayet etmek ve taviz vermeden sıkıca bağlı olmakla başladığına inanan tüm Müslümanlar yani “Dava Adamları” acilen;

Makama/güce varma adına Allah’ı ve Peygamberini dahi inkar etmeyi, her türlü ahlaksızlığı meşru gören; hak, hukuk, helal, haram bilmeyen bu “Hedef Adamları/Robotları” ile mücadele etmelidir.

İslam ile asla bağdaşmayan kendilerince adını ‘Ilımlı İslam” koydukları bu “Ahlak ve sınırı olmayan yapay Din” ile kısa vadede mücadele etmez ve mensuplarını bu sapkınlıktan vazgeçmeleri konusunda uyarmaz, uyandırmaz ve aydınlatmaz önümüzdeki bir asır bu sapkın dinin mensupları ile uğraşacağız.!

Gün birbirimizi suçlama günü değildir; kim göz yumdu, kim sebep oldu, kim sustu, kim yeterince yüksek sesle konuşmadı diye kavga edecek vaktimiz yoktur…

Bugünden itibaren başta Diyanet İşleri Başkanlığı ve mensupları olan imam-hatip ve vaizler olmak üzere tüm Medrese ve Tasavvuf erbabı Alim ve Arifler bu ‘Parelel Din’e karşı en yüksek sesle konuşmalı, yazmalı ve ülke ülke, il il, ev ev gezip İrşad faaliyetlerine başlamalıdır.

Devlet kendine yapılmış ihaneti ve kendine karşı işlenmiş suçların gereğini yapar ki zaten yapıyor. Ümmet için müslümanlar için tehlike arz eden, gelecek nesillerimizi de zehirleyecek olan bu ‘Parelel Din’ ile mücadele Devletin değil Milletin ve Ulemanın görevidir; herkesi kendi gücü nispetinde görevini yapmaya davet ediyorum.

Selam ve dua ile…