PKK…

Tam ismi: Partiya Karkerê Kürdistanê  (Kürdistan İşçi Partisi)

Kuruluşu: Doğu Perinçek’in kurduğu Türkiye İşçi Köylü Partisi ile eş zamanlı olarak aynı yerde (Ankara’da) kuruldu.

Kurucusu: Perinçek’in “Benim anne tarafım Türk, baba tarafım Kürt ama ben kendimi Türklüğe daha yakın hissediyorum. Kimse bilmez ama benim ilk siyasi üyeliğim de Ülkü Ocaklarınadır, en büyük hayalim de Türk ordusunda bir subay olmaktır çünkü Türk Ordusunda yüce bir ruh vardır” diyen, İstanbul MİT müdürünün damadı olan ve “Bana Bağımsız Kürdistan’ı altın tepside sunsalar elimin tersi ile iterim, istemem” diyen kankası Abdullah Öcalan.

Eğitim dili: Türkçe. (Kandil’de askeri eğitim, kamplarda ideolojik eğitim, TV’leri, gazeteleri ve ajans yayınları tamamen Türkçe)

Hedefi: (Öcalan’ın ifadesiyle) 1920 Misak-ı Milli sınırları (ki buna Musul, Kerkük, Halep ve Süleymaniye de dahildir ve bu yönüyle Öcalan, Türk Ulusçularından bir adım öndedir) içerisinde kadın özgürlüğüne dayalı ekolojik, demokratik bir Türkiye inşa etmek.

İdeolojisi: Her ne kadar ilk başlarda kendini Marksist/Leninist/Stalinist olarak tanıtsa da sonradan Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük tarafından Kemalist ideolojiden Kürtlere özel devşirilmiş ‘Bilimsel Sosyalizm’ ismiyle pazarladığı ‘Apoculuk/Apoistlik’tir.

Mealen:

Kemalist Türk Ulusçusu olan Türkiye İşçi Partisi ile aynı tarihte ve aynı ideoloji ile kendini Türk hisseden ve TSK’da bir subay olma hayaliyle yanıp tutuşan ve ilk üyeliği Ülkü Ocaklarına olan Öcalan tarafından kurulan ve kamplardaki askeri eğitim dahil olmak üzere her aşamada TİKP Başkanı Perinçek tarafından denetlenen,; Musul, Kerkük, Halep ve Süleymaniye’yi Türkiye sınırlarına katma hedefinde olan ve dağda bile Türkçe’den asla taviz vermeyen bir “Kürt Örgütü(!)”…

Ve KCK yönetiminin çoğunluğunun Türk olduğu, Kürtçe bilmediği ve HDPKK vekillerinin çoğunluğunun Türk (Koçgiri kasabı ve Diyarbekir İstiklal Mahkemesi celladının torunu Ertuğrul Kürkçü başta olmak üzere) olduğu, Kürt olanların da M. Kemal’i ölümsüz bir mucize olarak gördüğü (Aysel Tuğluk) ve Kürtçe bilmediği bir “Kürt Örgütü(!)”…

Ve Genel Başkanın (Demirtaş) açıkça; “Bizim derdimiz Kürtler olsa biz zaten Erdoğan ile anlaşır, Kürtlerin haklarını alırdık ama bizim derdimiz tüm halkların demokratikleşmesidir” dediği bir “Kürt Örgütü(!)”…

Türkiye için,

Cemil Bayık’ın: “Erdoğan Türkiye’nin birliği ve bütünlüğünü tehdit ediyor, demokrasi güçleri (Yani Ordu içindeki Cunta, Vesayet medyası/yargısı ve Sol Terör örgütleri) buna müsaade etmemeli” dediği.

Nursel Aydoğan’ın: “ABD ve İngiltere’nin kurmak istediği Bağımsız büyük Kürdistan önündeki tek engel PKK ve Öcalan’dır. Siz Öcalan’ı itibarsızlaştırırsanız ve PKK’yı zayıflatırsanız Türkiye bölünür ve Bağımsız Kürdistan kurulur” dediği.

Figen Yüksekdağ’ın: Erdoğan’a hitaben: “Kursura bakmayın biz size bu ülkeyi parçalatıp böldürtmeyeceğiz” dediği.

Duran Kalkan’ın: “HDP, Kürtlerin Partisi değildir. Birileri HDP’yi zorla Kürt Partisi olarak konumlandırmaya çalışıyor, biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. HDP, Halkların partisidir. Biz bölücü falan değiliz bölücü AKP’dir” dediği.

Besê Hozat’ın: “HDP’nin M. Kemal’i de içine alan çağdaş çizgisi halkların kurtuluşu olacaktır” dediği.

Irak için, Dicle’nin: “Biz bağımsız Kürdistan tezini tarihin çöp tenekesine attık. Kürtler parayı bulunca ya adam öldürür ya da ikinci evliliği yapar bugün Barzani iki varil petrol sattı diye Bağımsızlık ilan ederek Kürtlerin başını belaya koyuyor” dediği.

Suriye için, Salih Müslim’in: “Kimin Suriye topraklarında bir Bağımsız Kürdistan niyeti varsa bizi emellerine alet etmesin biz Esed ile birlikte Demokratik Suriye’yi inşa edeceğiz” dediği.

Yani kısaca “Biz Mars’ta bile bir Kürdistan kurulmasına müsaade etmeyiz” diyen bir “Kürt Örgütü(!)”…

Aslında işin özü yani PKK’nın Kürtlerle ilişkisi Yalçın Küçük’ün Ergenekon davasında verdiği ifadede net olarak anlaşılmaktadır.

Yalçın Küçük: “Hakim Bey! Ben Kürtleri PKK üzerinden Barzanileşmekten kurtardım. Yoksa Kürtler Barzanileşecek ve Türkiye’den toprak talebinde bulunacaktı. Ama yakında Kürtler, ‘Demokratik Türkiye’ için savaşıp (Bu ifade PKK, Demokratik Türkiye sloganı ile ‘Çukur Savaşı’ başlatmasından yaklaşık 2-3 yıl önce verildi) ölecekler. Bu hepimizin hayali değil mi? Kürtlerin demokratik Türkiye için ölmesi? Hakim Bey! Benim soyadım Küçük ama ben bu ülke için büyük işler başardım”…

  • (Abdullah Öcalan ismi ile piyasada olan kitapların tümünü, yakın tarihin en koyu Türk Ulusçusu/Kemalisti olan Yalçın Küçük tarafından yazıldığını kendisi de itiraf ettiği ve kamuoyu tarafından bilindiği için benim bir daha değinmeme gerek yok.)●

Hiç şüphe yok ki; bu örgütün en büyük başarısı: Kendini “Kürt Örgütü” olarak başta Türklere olmak üzere bir kısım Kürtlere de kabul ettirmiş olmasıdır.!

Ve acı olan şudur ki; biz bu gerçekleri ne Türklere ne de PKK’yı ‘Kürt Örgütü’ zanneden Kürtlere bir türlü anlatamıyor ve inandıramıyoruz…

Görünen o ki; Şeytan ruhunun insan bedenine girme hali olan Devrimci Sol’un eylemlerine taban tabana zıt olan süslü sözleri ve Türk milliyetçilerinin bölünme paranoyası ile ürettiği faşizan sloganlar karşısında bu gerçekleri topluma kabul ettirmek kolay olmayacaktır.

Biz yine de söyleyelim: Ey Kürtler ve Türkler!

PKK, Devrimci Sol terör örgütleri ailesine mensup ideolojik bir örgüttür.

Bu örgüt için herhangi bir din, dil, ırk, ulus, coğrafya, milliyet, kavim ve kutsal yoktur. Tek kutsalı ve hedefi ideolojisini hakim kılmaktır.

İdeojisini hakim kılma adına istismar edemeyeceği hiçbir kutsal yoktur ve ateşe atmaktan imtina edeceği bir can da yoktur.

Bu sebeple ey Kürtler! Artık çocuklarınızı size hiçbir gelecek vaadetmeyen bu kutsalsız sapkın ideolojiye kurban vermeyin.

Ve ey Türkler! Kürtlerle hiçbir bağı olmayan ve Kürtleri ideolojisinin hakimiyeti adına halkların demokratik enayisi olarak görüp ateşe atan bu örgüt üzerinden Kürtlere düşmanlık yapmayın.

Selam ve dua ile.

Not: Yazdığım tüm beyanlara ait belgeler elimde mevcuttur. İsteyenlere ibraz edebilirim.