Kobani: 1892’de Kürt ve Ermeni aileler tarafından 3 ev ve 2 değirmen inşasıyla kurulan bir köy olduğu, 1915’te Ermenilerin göç ettirilmesiyle sadece Kürtlerin kaldığına, Ermenilerden kalan iki Kilisenin de zamanla harabeye döndüğüne dair kayıtlar var. Köyün eski adına dair sağlıklı bir kayıt yok. 

Bağdat-Berlin demiryolu inşaatını yapan Alman şirketinin şantiyesini kurduğu yer olduğundan zamanla o şirkette çalışanların taşınmasıyla büyümüş ve adı ‘Şirket’ anlamına gelen ‘Kompanie’olmuş. Kürtler zamanla buraya ‘Kobani’ demiş.

‘Kaniya Murşid’(Mürşid Pınarı) ve ‘Kaniya Ereba’(Arap Pınarı) isimli iki önemli çeşmesi vardır. Suriye Arap Cumhuriyeti kurulunca Araplaştırma politikaları kapsamında ismi ‘Ayn el Arab’ (Arap Pınarı) yapılmış.

Ayn el Arab’ı merak edip görmeye giden Suriyeli şair Dr. Muhammed Mağut kurumuş bir çeşme ile karşılaşmasını şu mısra ile anlatmış: ‘Zeheptü ila Ayn el Arab, Ve lem ecid la aynen we la Araben.!’ Yani: ‘Arap Pınarı’nı görmeye gittim, ne pınar buldum ne de Arab..!’

İŞİD: Irak Şam İslam Devleti. 2003 yılında Amerika’nın Irak işgali sırasında Irak’ta kuruldu. Lider kadrosunun çoğu Bağdat’taki Ebu Gureyb cezaevi ve Guatanamo’da hapis yatmış isimler ve Saddam dönemi Baas generallerinden oluşuyor. İlk başlarda ABD ve Irak Şii rejimine karşı bir yapılanma olarak göründü. 2011’de Suriye iç savaşının başlamasıyla farklı bir yöne doğru hızla evrildi. Kurulduğunda El Kaide çatısı altında olan İŞİD, Suriye iç savaşı ile El-kaide ve El Nusra ile de çatışmaya başladı.

Ellerinde ABD ordusundan, Suriye ordusundan ve Irak ordusundan aldıkları ağır silahlar mevcut. Suriye iç savaşı boyunca Esad güçleriyle karşı karşıya gelmediler daha çok muhalif guruplarla savaşmayı tercih ettiler. Hem Irak hem de Suriye’de özellikle petrol yataklarının bulunduğu bölgeleri hedef alıyorlar. Musul ve Rakka başta olmak üzere elinde birçok petrol kuyusunun olduğu ve bu petrolü Esad rejimi üzerinden dünyaya sattığı herkes tarafından biliniyor.

Kendini halife ilan eden ‘Ebu Dua’ kod adlı lideri ve destekçileri tarafından ‘Halife İbrahim’ ismiyle anılan Pakistan’lı bir ailenin çocuğu olan Ebu Bekir el-Bağdadi’nin tam ismi ‘İbrahim bin Avad bin İbrahim el Bedri el Hüseyni el Samarrai’dir, son zamanlarda Peygamber soyundan geldiği iddiasıyla ‘El Kureyşi’ künyesini de kullanmaktadır. Bağdat İslam Üniversitesinde İslam Kültürü, tarihi, şeriatı ve içtihadı dalında doktora yaptığı bilinmektedir.

Irak işgali sırasında Ebu Gureyb hapishanesinde bir süre yattıktan sonra ‘Tehlikeli kişi’ olmadığı iddiasıyla yargılanmadan serbest bırakılıyor. Bir dönem minibüs şoförlüğü yaptıktan sonra ortadan kayboluyor. İngiltere’de 3 yıl kaldığı ve İngilizcenin birçok aksanıyla konuşabildiği biliniyor. Daha sonra Irak’ta başta Musul olmak üzere birçok şehirde Cuma namazı sonrası vaazlar vermeye başlıyor. El Bağdadi örgüt içerinde kendine en yakın kişilerle de görüşmelerinde maske kullandığı söyleniyor.

İngiltere’de kaldığı zaman içerisinde neler yaptığı muamma ama İngilizceyi bu kadar iyi bilmesi, İngiltere dönüşü vaazlar vermeye başlaması ve savaş taktiği olarak da petrol kuyularını hedef alması; hedef aldığı petrol kentlerinde hiçbir direnişle karşılaşmaması, petrolü satmakta zorlanmaması ve tabi Ortadoğu’nun en güvenli bölgelerinin petrol kuyuları olduğu stratejisini iyi bilmesi; İngilizler hakkında az çok bilgiye sahip olan herkes tarafından analiz yapılabilir bir durumdur.

İŞİD, Irak’ın Musul kentini aldıktan sonra kontrol ettiği bölgelerin ortasında  kalan Haleb vilayetine bağlı Kobani’ye (Ayn el Arab) yönelik kuşatma başlattı. İŞİD, çıkardığı ‘Dabiq’ isimli dergisinin 4. sayısında ‘Kobani’yi kontrol eden PKK/PYD, Marksist ve dinsiz bir örgüttür, Batılı Haçlıların gelecekte bu bölgede en önemli müttefikleri olacaklardır’ gerekçesini saldırı sebebi olarak ilan etti.

İŞİD, Kürt bölgelerine taaruza başlayıp, Fırat nehri üzerindeki kritik iki köprüyü ele geçirince, YPG (Halk Koruma Birlikleri) köylerde hiç direniş göstermeden tüm güçlerini Kobani’ye çekti. 2 Ekim itibariyle İŞİD, Kobani civarındaki 354 köyün 350’sini direnişle karşılaşmadan ele geçirdi ve Kobani’yi kuşatmaya aldı.

İŞİD’in eline geçen köylerden sadece YPG birlikleri değil onlarla birlikte siviller de kaçıp Kobani ve Türkiye sınırına doğru akın etmeye başladı. 6 Ekim’de İŞİD, Kobani için stratejik öneme sahip Miştenur tepesini ele geçirerek şehrin 100 metre yakına gelince şehir tamamen boşaldı 197 bin sivil Türkiye sınırına dayandı. Sınıra gelen tüm siviller Türkiye tarafından mülteci olarak kabul edilerek içeri alındı.

İŞİD 7 Ekim’de yani sadece 1 günde Kobani’nin yarısını işgal etti. 28 Ekim’e kadar İŞİD Kobani’nin Türkiye tarafındaki sınır kapısını ele geçirip YPG’yi tamamen kuşatma altına almak için defalarca saldırı gerçekleştirdiyse de başarılı olamadı.

İŞİD’in Kobani işgaline son vermek için PYD’nin Türkiye ve Kürdistan’dan yardım talebine olumlu cevap verilerek; Berzani’ye bağlı Peşmerge kuvvetlerinin Habur sınır kapısından geçerek Türkiye üzerinden Kobani’ye geçişlerine izin verildi ve Peşmerge geçişi ile birlikte ABD, Esed uçakları ve diğer koalisyon ülkelerinin İŞİD’i havadan bombalaması, Türkiye’nin girişimiyle ÖSO’nun karadan Peşmerge ve YPG’ye destek vermesiyle İŞİD geri çekilmeye başladı.

İŞİD, 2 Şubat tarihi itibariyle Kobani’den geri çekildiğini ilan etti ve kimsenin anlam veremediği; kimlerin düşman, kimlerin müttefik olduğu bilinmeyen enteresan savaş bitmiş oldu. Geriye 200 bin mülteci, yıkık bir şehir ve cevabı bulunmayan çok sayıda soru kaldı.

YPG’nin neden köyleri savunmadığı, 350 köyde yaşayan Kürtleri hangi gerekçeyle İŞİD’in insafına bıraktığı ve ABD’nin neden İŞİD’i vurmak için Kobani şehir merkezini işgal etmesini beklediği ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken konulardır. Çünkü ortada izahı imkansız bir çok hadise vardır. Savaşın taraflarının taktikleri ve güçlerinin analizi yapılınca iyi yazılmış bir senaryo olduğu ve tiyatrodan ibaret bir savaş olduğu iddiası akıl dışı bir iddia değildir.

*İŞİD, Irak’ın en büyük petrol kenti Musul’a saldırıyor; Irak ordusu ve başını ABD’nin çektiği Uluslararası koalisyon hiç direniş göstermeden Musul’u kasalardaki altın ve paralara kadar ve orduya ait tüm ağır silahlarla beraber tek kurşun sıkmadan İŞİD’e teslim ediyor. İşgalin üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen de şimdiye kadar Musul’u geri almak için herhangi bir operasyon yapılmıyor.

*İŞİD, Suriye’nin en büyük petrol kenti Rakka’ya saldırıyor; Esed ordusu ve onun milis gücü Lübnan Hizbullah’ı hiç direnmiyor, sözde İŞİD ile mücadele için Suriye’de olan İran, Rusya ve ABD’nin başını çektiği koalisyon yine tek kurşun sıkmadan Rakka’yı İŞİD’e teslim ediyor. İşgalin üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen de şimdiye kadar İŞİD’in Rakka’daki güçlerine yönelik herhangi bir saldırı yapılmıyor.?

*İŞİD ile mücadele için Suriye’ye gelen ABD, İran, Rusya, Fransa ve tabi Irak ve Suriye ordusunun şimdiye kadar Musul ve Rakka başta olmak üzere İŞİD’in elinde bulunan yerlere hava operasyonu bile yapmamış olması ama İŞİD bahanesiyle Özgür Suriye Ordusu kontrolünde bulunan yerlere operayon yapılarak rejim güçlerinin ilerlemesi destekleniyor.?

*Esed rejiminin muhalifi olarak bilinen ABD ve Esad rejiminin müttefiki olan Rusya ve İran nasıl oluyor da Esad güçleriyle beraber Esed’in milis gücü olan YPG’ye birlikte destek veriyor. Bunu İŞİD düşmanlığı ile izah etmek imkansızdır çünkü öyle olsa ABD, Rusya, İran ve Esed diğer yerlerde de ittifak yapıp İŞİD’i vurması gerekirdi.?

*Irak’ı 3 günde Afganistan’ı 1 günde işgal edip yerle bir eden ABD, nasıl oluyor da 100 günde İŞİD’i Kobani gibi küçük bir şehirden bu kadar kara desteğine rağmen çıkaramıyor.?

*Musul ve Rakka’yı bir günde alan İŞİD, 354 köyün 350’sini ve Kobani’nin yarısını 1 günde alan İŞİD nasıl oluyor da Kobani’nin diğer yarısını 100 günde alamıyor.?

*Kobani’de YPG, Peşmerge, ÖSO güçlerine ve havadan da Rusya, Esad ve ABD güçlerine rağmen 100 gün direnen İŞİD nasıl oluyor da Gere Sipi’yi (Tel Abyad) tek kurşun atmadan YPG’ye teslim ediyor; Ve Tel Abyad’ı aldıktan sonra 1 günde Rakka’ya 50 km yaklaşan YPG neden taaruzu bitirip Kobani’ye geri dönüyor.?

*Kobani savaşından kaçan mültecilere sahip çıkan ve yaralı YPG militanlarını tedavi eden, Peşmergenin geçişine izin veren, ABD uçaklarının İŞİD’i bombalaması için İncirlik havaalanını açan, İŞİD tarafından kafir ilan edilen Türkiye neden ısrarla PYD tarafından suçlanıp İŞİD destekçisi diye itham ediliyor ve neden kendi yaralılarının Türkiye’de tedavi edilme gerçeğini dile getirme yerine İŞİD yaralılarının Türkiye’de tedavi edildiği yalanını söylüyor.?

*Berzani, Peşmerge güçlerini İŞİD’e karşı savaştırmak, Kobani’yi kurtarmak ve meşru güç olan peşmerge üzerinde Kürtlere silah yardımı sağlamak için göndermişken; neden PYD ısrarla Berzani’yi İŞİD’e destek vermekle suçlamaktadır.?

*ÖSO gününden beri İŞİD’e ve Esed’e karşı savaşıyorken; neden sözde Esed düşmanı ve İŞİD düşmanı AB/ABD tarafından hiç desteklenmiyor ve direnişleri ünlü isimler ve silahlı/makyajlı kadın savaşçılar üzerinde enformasyon yapılarak kutsanmıyor da Esed müttefiki ve İŞİD ile de anlaşmalı olduğu belgeli olan YPG için bunlar yapılıyor.?

*HDP’nin Türkiye’de yaptığı dezenformasyon ile Türkiye’de yaşayan binlerce Kürt genci İŞİD’e karşı savaşmak için YPG’ye katılıyorken; neden Rojava Kürtleri İŞİD safında YPG’ye karşı savaşıyor, neden İran ve Irak Kürtleri YPG’ye katılmıyor.?

*PKK, gerilla eğitimi almış bu kadar militanı varken neden onları kampta ve Türkiye topraklarında tutup eline ilk kez silah almış 13-20 yaş arası Kürt çocuklarını İŞİD vahşetinin önüne atıp öldürtüyor.?

*PKK/HDP’nin yaptığı algı operasyonu ile Rojava’ya giden gençler şimdi nerede; Türkiye’ye geri geldilerse onlarla ilgili bir takip, bir kayıt var mı.?

*PKK/YPG, neden Türksolu örgütleri olan DHKP-C, MLKP, TİKKO gibi örgütlerin ve İsrail ve AB’den gelen savaşçıların Rojava’da savaşmasına ve hatta kamp kurmasına izin veriyorken; neden Peşmerge’nin orada kalmasına izin vermiyor.?

*Ve en önemlisi sözde Türkiye’nin desteklediği İŞİD neden PKK çözüm sürecini bitirip Türkiye’ye saldırmaya başladığından beri Kobani’ye saldırmıyor….?!!!

Kobani savaşından 5 ay sonra İŞİD’in elini kolunu sallaya sallaya Kobani’ye girip intihar eylemi yapmasının da; Türkiye iç kamuoyuna yönelik bir dizayn girişimi olduğu akıl sahibi herkes tarafından dile getirilmektir. İntihar eylemi yapılır yapılmaz ilk anda HDP’nin mal bulmuş mağribi edasıyla ‘Bomba yüklü araçlar Türkiye’den girdi’ iddiası önce PYD’nin Kobani Eşbaşkanı Ömer Eluş’un BBC Türkçe’ye verdiği demeçte; ‘İŞİD’in Kobani’ye güneyden geldiği kesin çünkü güneydeki Berxbodan köyündeki görgü tanıkları İŞİD’in 8 araçla geldiğini ve gelenlerin tümünün de Kürtçe konuştuğunu ifade ettiler.’ açıklaması ile çelişip sonra da kamera kayıtlarıyla araçların Kobani’ye Suriye tarafından geldiğinin ispat edilmesi üzerine hesap tutmamış; HDP, 24 saat kayıt yapan sınır güvenlik kameralarının o anda kayıtta olmasını ‘Demek ki Hükümet saldırı olacağını biliyordu ki kamera o anda kayıttaydı’ diyerek gülünç duruma düşmüştü.

Tüm bu soruların cevapları aslında; Esed’in açık müttefikleri olan İran, PKK/PYD, Irak, Hizbullah, Rusya ve gizli müttefikleri olan ABD, İngiltere, İŞİD ile ideolojik bir aşk yaşamayan herkes tarafından bilinmektedir.