Osmanlı Devletinin yıkılması ve Türkiye Cumhuriyeti adıyla yeni bir devletin kurulmasıyla başlayan, 1924 Anayasası ile resmileşen Hilafetin kaldırılması ile de Devletin tüm hücrelerine nakşedilmeye çalışılan ”Seküler Yaşam” dayatması Cumhuriyet tarihi boyunca Müslüman olan Anadolu halkları tarafından özümsenmemiş ancak Kemalist sistem her seferinde yeni bir tez, yeni bir Askeri Darbe ile bu ısrarını sürdürmüştür.!

 

 

Anadolu’da yaşayan halklardan çoğunluğu oluşturan Türkleri Kemalist sistemin dayatması olan Seküler Yaşamın savunucusu yapabilmek için Ulus Devlet modeli esas alınmış, Türklük vurgusu yapılmış İç Düşman – Dış Düşman yalanları uydurulmuş, Harf ve Kıyafet İnkılabı adı altında Modernizm süslemesi ile Millet tarihinden, Kültüründen ve İslam’dan koparılmaya çalışılmış, İslam’ın yüzyıllarca bayraktarlığını yapmış Türk Milleti Irkçı, Ulusçu, Seküler bir halk yapılmaya çalışılmıştır.

 

 

Bir yandan Türklerin Milliyetçi damarları okşanırken diğer taraftan Kürtler etnik ayrımcılığa, Aleviler mezhebi ayrımcılığa, Ermeniler Dini ayrımcılığa ve asimilasyona tabi tutulmuş, Dindarlar her fırsatta hedef alınarak türlü zulümlere maruz bırakılmıştır. Kemalist sistemin benimseyip dayattığı; Etnik olarak Türk, Dini olarak Müslüman, Mezhebi olarak Sünni, Yaşam biçimi olarak ta Çağdaş ve Seküler tanıma uymayan herkes sözde vatandaş ve tehdit olarak görülmüş farklı şekillerde  hedef alınmış, İç düşman olarak tanımlanmış, Bölücü, İrticacı, Gerici, Yobaz vs. şeklinde yaftalanmış kendilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmıştır.!

 

 

İkinci Dünya savaşı sonrasında Emperyalist ve Siyonistlerce kurulan Gayri Adil Dünya düzeni içinde İslam Ümmetini şuursuzlaştırma ve İslam’dan uzaklaştırıp Seküler bir toplum yaratma çalışmalarını Kemalistler Türklere, Baas Araplara,PKK de Kürtlere uygulamaya çalışmıştır.!

İlk olarak Modernizm ve Seküler dayatmalar Türkiye’de iflas etmiştir, Maneviyatçı olan Refah Partisinin iktidar olmasıyla; bir dönem dokunulmaz ve tartışılmaz olan Kemalizmin insanlık dışı bir uygulama ve dayatma olduğu toplumun tüm kesimlerince dile getirilir olmuştur. 28 Şubat Darbesi ile Kemalist sistem hayatta kalma çabası ilr son hamlesini yaptıysa da  2002’de Milletin o zihniyetin temsilcisi olan siyasi partileri sandığa gömerek yaşam hakkı tanımaması Türklerin içinde Seküler paradigmanın iflasının ilanı olmuştur. Kemalizmin iflasını, Arap Baharı ile Baas rejimleri izlemiş Ümmetin tüm renkleri Modernizme, Ulusçuluğa, Irkçılığa ve Sekülerizime başkaldırmıştır.!

 

 

Seküler paradigma son olarak ta 21 Mart 2013 tarihinde Diyarbakır Newroz kutlamalarında PKK lideri Öcalan’ın mektubunun okunmasıyla Kürtlerin de içinde İflas etmiştir.!

 

 

Marksist bir örgütün lideri 30 yıllık bir silahlı mücadelenin sonunda Türkler ve Kürtlerin bin yıldır İslam Bayrağı altında kardeşçe yaşadığını söylemiş, İslam Kardeşliğine vurgu yapmıştır.! Bu vurgu PKK‘nin ideolojik olarak iflasıdır.! Evet PKK ile Kürtlere dayatılmaya çalışılan Modernizm ve Sekülerizm iflas etmiştir.! Öcalan’ın mektubundaki en önemli vurguda budur.!

 

 

Düne kadar Kürtlerin içinde birileri, İslam Kardeşliğinden, Ümmet Şuurundan, İnsan kardeşliğinden söz edince PKK ve Siyasi çevreleri tarafından Türk-İslam sentezcisi, Devlet Kürdü, Ajan Kürt ve sistemin hizmetçiliği ile suçlanırken; bugün o Kürtlerin aslında ne kadar haklı olduğu, bu kardeş kanının ve kirli savaşı bitirmenin tek ve yegane yolunun İslam Kardeşliği ve Ümmet Şuuru olduğu artık Öcalan tarafından bile kabul edilmiştir.!

 

 

Evet Modernist Seküler Paradigma Türklerden ve Araplardan sonra Kürtlerin içinde de iflas etmiştir. Öcalan tarihi ve zamanı iyi okumuş veya iyi bilgilendirilip ikna edilmiş ve bu açıklamayı yapmıştır. Öcalan’ın bu açıklaması ile PKK geri dönülmez bir yola girmiş, ideolojik olarak anlamsızlaşmıştır. Şimdi sıra Kürtlere Bilimsel Sosyalizm başlığı ile Seküler yaşamı dayatmaya çalışan siyasi çevrelerin kendilerini yeniden formatlama zamanıdır.! Umarım CHP gibi tezlerinde ısrarcı olmaz, CHP’nin Türklerden uzaklaştığı gibi onlar da Kürt halkından uzaklaşmaz, kendi Kürtlerini yaratmaya çalışma ısrarına girmezler.!

 

 

Bilinmelidir ki; kim ne yaparsa yapsın Allah Nurunu tamamlayacaktır.! Mes’ele bu işin neresinde durduğumuz ve yarın Allah’a bu hususta vereceğimiz hesaptır.!

 

 

Kürtler; Bugün İsrail’in tarihinde ilk kez bir devletten özür dilemesi ve tazminat ödemeyi kabul etmesi ile biraz daha güçlenen ve devam eden Barış Süreci ile iç meselelerini çözerek daha da güçlü olacak, İnsan odaklı kendi Medeniyet değerleri ile barışık bir Anayasa yapımı ile kuruluşu tamamlanacak olan güçlü ve Yeni Türkiye’nin öncülüğünde şekillenecek olan Ortadoğunun  yeni denkleminde yer almak istiyorlarsa zamanı iyi okumalı Irkçılık, Ulusçuluk, Modernizm ve Sekülerizmden vazgeçmeli kendi tarihi ve inancı ile barışarak Selahaddin-i Eyyubi’yi bir kez daha anlayıp onun İman ve Cesareti ile avazları çıktığınca ÜMMET demeleri gereken gündür.!

Selam ve Dua ile…