İki asır oldu…

Kendi saadetini başkasının felaketi üzerine inşa eden; yumurtasını pişirmek için komşusunun evini ateşe veren vahşi ve vampir (Siyonizim/Emperyalizim/Sosyalizim) Batının insanlığı süslü sözlerle esir almasının…

Marufun sözcülüğünü tekeline almış Batının, Dünyayı yaşanmaz kılan eylemleri karşısında biz İslam milleti olarak iki asırdır savunma/korunma durumundayız.
‘Mağlup durumdayız’ demiyorum çünkü biz Şarkın evlatları hiçbir zaman Garbın veletleri karşısında cephelerde mağlup olmadık ve hiçbir zaman da mağlup olmayacağız.!

Bizim bu savunma durumunda oluşumuz: Ne onların güçlü olması, ne de bizim zayıf oluşumuzdandır.

Bizim derdimiz, bu savaşı bir türlü cepheye taşıyamamamızdandır; savaşı cepheye taşıyabilsek, onları mağlup edeceğiz çünkü Allah zaferi güçlü olana değil haklı ve haktan yana olana verir.

Bizim asıl derdimiz: Öz güvenini kaybetmiş, savaşma ve savunma izzetini kaybedip “YARANMA POZİSYONU” almış içimizdeki İrlandalılardır.!

Ekmeğini mazlumun kanından çıkaran vahşi Batının iki yüzlü, çifte standartlı kanunları ve haya bilmez, fıtrat bilmez, iffetsiz yaşamını “Medeniyet” olarak kabul edip…

Mensup olduğu; Şefkat, Merhamet, Adalet, Hikmet ve Sadakat değerleri üzerine inşa olmuş kendi Medeniyetinden utanan ve Marufun egemenliği için mücadele etme yerine Batıya yaranma derdine düşmüş eziklerimiz yüzünden bu durumdayız.!

Daha dün 15 Temmuz’da; uçağı, tankı, topu, silahı olan Garbın gayr-ı meşru veletlerine karşı Şarkın izzet ve şeref sahibi evlatlarının cephede silah olmaksızın sadece imanlı ve vakur duruşu ile göstediği kahramanlık ve kazandığı zaferi hep birlikte gördük…

Ve hep birlikte bir daha müşahede ettik ki:

Biz şarkın aziz evlatları olarak özümüze dönüp, özümüzü yükseltip, öz güvenimizi tekrar kazanıp, birliğimizi tesis edersek; her birimiz kendini İnsanlığın kurtuluşu ve yer yüzünün inşaası için Marufun egemen kılma mücadelesine adayan şuurlu bireyler olursak yeryüzünde şeytanın vekaletini üslenenler karşımızda tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi zelil olacaklardır.

İşte son bir asırdır; Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Said Halim Paşa, Mehmet Akif Ersoy, Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi, Kemal Tahir, İdris Küçükömer, Nurettin Topçu, Prof.Dr.Necmettin Erbakan Hocamız gibi öncü isimlerin ve bugün hayatta olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bize anlatmaya çalıştığı şey tam da budur.
Hz.Mevlana’nın ‘Pergel Metaforu’nda olduğu gibi bir ayağı kendi Medeniyet değerlerinde sabit ama diğer ayağı ile tüm insanlığı kuşatan, tarihi ile barışık, öz güven sahibi bir nesil yetiştirmek ve Marufun sözünü yükseltip yeryüzüne hakim kılacak şuurlu bireylerden müteşekkil bir nesil inşa etmek…

Sözün özü aslında Üstad Sezai Karakaoç’un “İslam Milletine” başlıklı bu çağrısıdır.

“Milletim, uyan! Kendine dön! Aslını unutma! Geçmişini bil. İçinden, gerçek aydınlardan kurulu bir kadro çıkar. Çıkar ki, onlar, hem bugününü, hem yarınını kurtarsınlar. Geleceğini, ancak, bilinçli, idealist bir aydın nesil güven altına alır.

Milletim! Büyük bir milletsin. Çok büyük bir ülken var. Onun bir çok parçasına el konulmuş. Öbür parçalarına da göz dikilmiş. Çok köklü bir tarihe sahipsin. Gerçek bir medeniyetin, Hakikat Medeniyeti’nin sahibisin. Onu yeniden ayağa kaldır. Diril ve Dirilt! İnsanlık seni bekliyor. Milletim! Doğu’ya, Batı’ya dur diyecek güç, sensin. Kendini bildiğin gün, kurtulacaksın. Ve bütün insanlığı kurtaracaksın. Yoksa, insanlık, büyük bir felâkete doğru gidiyor. Sınırsız hırs sahipleri dünyayı yakmaktan geri durmuyorlar.

Milletim! Uyan, kendine gel! Yeni bir sayfa aç. Yeni bir çağ aç. Geçmişte birkaç kez çağ açmıştın. Yine açabilirsin. Yine açabilirsin. Yine açabilirsin”…

İşte başlığı Şair İsmet Özel’e ait olan bu yazıyı; Cumartesi günü kendini bu çağrıya muhattap kabul edip, tam da bu sözü/çağrıyı yükseltmeyi kendine şiar edinen bir topluluk görünce yazma kararı aldım…

Prof.Dr.Necmettin Erbakan Kongre Merkezinde yapılan Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Platformu 2.Olagan kongresine yapılan konuşmalar ve salondaki ruh tam da bu çağırının cevap bulmuş haliydi.

Özünü yükselmiş, sözünü en cesur şekilde söyleyen, yolunu ve hedefini iyi bilen; kendisini değil insanlığı/kardeşini önceleyen, kendi değerleri ile iftihar eden, Ümmetin selameti ve geleceği adına bin yıllık hayaller kurup, İslam Medeniyetini bu topraklarda daim kılma adına planlar yapmayı kendine şiar edinen bu topluluğu görünce İslam Milleti adına bir daha ümitlendim…

Merhum Erbakan hocamızının misyonunun ve Recep Tayyip Erdoğan’ın aksiyonunun ete kemiğe büründüğü bu topluluğun başkanlığını yapan Sayın Mustafa Şen’in konuşmasındaki en çarpıcı mesaj; Yerli ve Milli olanlar adına yani Şarkın en sevgili Sultanı Selahaddin’e vekaleten onun aziz evlatları adına, Garbın veletlerine ve içimizdeki piyonlarına, gayr-ı meşru çocuklarına hitaben söylediği:

“Biz 15 Temmuz’da sadece abdestimizi alarak evden çıktık, bir dahaki sefere evden çıkınca sadece abdestimizi almayacağız!…” sözüydü.

Evet “Toparlanın Gitmiyoruz” ve hazırlanın..!

Bu sefer bize saldırılarsa bu toprakların izzet ve şerefini korumak için ve bu aziz milletin iffet ve namusunu, vatanımızı muhafaza etmek için bu savaşı cepheye taşıyacağız ve Allah bize zafer nasip edene kadar savaşacağız.

Selam ve dua ile…