***Yeni Türkiye’de halk adam edilmesi gereken bir guruh değil İktidarlar halkı memnun etmek için adam olmak zorunda olduğu bir Türkiyedir.!

 ***Yeni Türkiye ise; Kendi Medeniyet değerlerine bağlı, taklitçiliği red eden, özgüveni sağlam, insanı önceleyen kadrolar tarafından inşa edilmeye çalışılan Kerim Devlettir.

Siirt’te önemli düşünce adamlarından ve aynı zamanda Siirt siyaset dünyasının  yakından tanıdığı Fatih Sevgili’den, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti’nin seçim kampanyasında ön plana çıkardığı “Yeni Türkiye” kavramınının ne manaya geldiğini dinledik. Değerlendirmelerinde önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken, ezber bozan açıklamalarıyla dikkat çeken Fatih Sevgili, “Türkiye, Türklerin değildir” gibi iddialı birçok saptamalarda bulundu. İlgiyle okuyacağınızı düşündüğümüz değerlendirmeler uzun bir süre konuşulacak gibi…

 

Siirt Haberleri Gazetesi’nin saygıdeğer okuyucularını, Fatih Sevgili’nin o değerlendirmeleriyle başbaşa bırakıyoruz. İşte o değerlendirmeler:

 

Yeni Türkiye’yi anlayabilmek için eski Türkiye’ye değinmek, hatırlatmak gerekiyor. Zira, Yeni Türkiye’yi anlayabilmek veya anlatabilmek böyle mümkün olacaktır. Yeni Türkiye ile aslında tarihte görmediğimiz bir Türkiye anlatılmıyor. Karmaşık olmasını istemem ama Yeni Türkiye, eski Türkiye dediğimiz Ceberrut devletten bir önceki Türkiye’dir.

 

Yani İslam coğrafyasında çok uluslu, çok hukuklu, çok dilli, çok kültürlü, 72 milletin birlikte eşit yurttaş olarak yaşadığı ve tarihte Osmanlı olarak yer alan kerim devlettir.. Adına İmparatorluk deyin, Devlet deyin yada ne derseniz deyin. Herkesin kendi kıyafetiyle, şarkısıyla, dili, dini ve kültürüyle yaşayabildiği geniş bir coğrafya. I.Dünya Savaşı’ndan sonra işte o çok uluslu ama tek millet (Milleti İbrahim) olan devletin bakiyesi üzerine bizim ‘Eski Türkiye’ dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Eski Türkiye temelleri tanzimat ile atılan, jöntürkler ve ittihat terakki ile inşası devam eden ve kemalist zihniyet marifetiyle tamamlanan bir devlettir.

 

Kendi medeniyet değerlerine düşman, batı uygarlığının çağdaşlık adı altında pazarladığı tüm gayri ahlaki, gayri medeni, gayri insani ve gayri islami değerlere hayran, öz güvenini kaybetmiş, batı taklitçiliği ile adam olacağını zanneden bir zümre tarafından ele geçirilip yönetilen Eski Türkiye; Halkına adam edilmesi gereken bir guruh olarak bakmakta, halkının dilinden, dininden, kıyafetinden, bıyığından, sakalından, şarkısından, türküsünden ve zılgıtından korkan, bu korkularından kurtulmak için de kendince bir özde vatandaş tanımı yapan; Bu tanıma uymayan herkesi Sözde vatandaş olarak yaftalayan, yeri geldikçe de iç düşman olarak isimlendirip sindirme politikası yürüten Ceberrut bir devlettir.

 

Bu devlet; Kürtlere uygulanan asimilasyon politikarı, Kürtçenin yasaklanması, Kürdistan coğrafyasının tüm isimlerinin değiştirilmesi, alevilere yapılan toplu katliamlar, İslam alimlerinin idam edilmesi, ezanın türkçeleştirilmesi, alfabe değişikliği ile herkesi bir anda dininin alfabesinden ayırarak cahil bırakması, Kürtçenin yasaklanması, başörtüsü yasağı, küllen yalan ve kurgu olan hikayelerinokullarda Tarih bilgisi olarak okutulması, Kürtlere ‘Dağ Türkü’ gibi ucube isimlerin verilmesi, yasaklar, idamlar, darbeler, yokluklar, yoksulluklar, siyasi infazlar, hukuksuz yargılamalar, işkenceler, köy yakmalar, zorunlu göçe zorlamalar, kamusal alan diye ucube tanımlamalar ve türlü türlü akıl dışı uygulamaların olduğu ceberrut eski Türkiyedir.

 

Yeni Türkiye ise; Kendi Medeniyet değerlerine bağlı, taklitçiliği red eden, özgüveni sağlam, insanı önceleyen kadrolar tarafından inşa edilmeye çalışılan Kerim Devlettir.

 

Yeni Türkiye’de Asilimilasyon politikalarına yer yoktur, halkın diline yasak yoktur, halkın kıyafetine düzenleme yoktur, halkın şarkısına, türküsüne, zılgıtına kısıtlama yoktur. Yeni Türkiye’de anlamsız gerekçelerle oluşturulan korkular ile halkı özde ve sözde diye ayırmak yoktur, alanlara kamusal ve kamusal olmayan alanlar diye ayrım yoktur.

 

En önemlisi; Yeni Türkiye’de halk adam edilmesi gereken bir guruh değil İktidarlar halkı memnun etmek için adam olmak zorunda olduğu bir Türkiyedir.!

 

Yeni Türkiye, eski türkiyede kasetleri yıllarca yasaklanmış, binlerce kişinin onun kasetlerini dinlediği veya bulundurduğu için işkence görüp, hapis yattığı Şivan Perver’in Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı tarafından elele sahneye çıktığı bir devlettir.

 

Yeni Türkiye; Eski Türkiye’de terörist, aşiret reisi, hain diye yaftalanan Mesut Berzani’nin Başbakan tarafından Diyarbakır’da; ‘Irak Kürdistan Bölge Başkanı ve kardeşim’ diye tanıtıldığı devlettir.

 

Yeni Türkiye, eski Türkiye’nin kıyafetinden korkup başörtüsü ile Üniversiteye almadığı kızların Rektör olduğu, eskiden haddi bildirilenlerin vakar ile milleti TBMM’de temsil ettiği, Kürtçenin siyasi propaganda dili olarak kullanılabildiği, okullarda seçmeli dil olduğu, Kürtçe Üniversitelerin açıldığı bir kerim devlettir.

 

Artık;  “Türkün Türk’ten başka dostu yok” gibi ucube bir sloganın geçerliliği kalmamıştır. Böyle bir anlayışla gelişen bir neslin psikolojisi nasıl olabilir ki? Devletin bu korkusu, sadece korkuyla kalmadı aynı zamanda hastalık üretti. Bu hastalık, halkların kardeşliğini zorlaştırdı. Bu sebepten dolayı her Kürd’e PKK’li olarak bakıldı veya her Türk’e işkence yapacak potansiyel Asker veya Polis gözüyle bakıldı.

 

ESKİ TÜRKİYE’DE MERVE KAVAKÇI’LAR, LEYLA ZANA’LAR VARDI

 

Yeni Türkiye’de vatandaşlar Kürt kimliğiyle Kürt siyasi mücadelesini verdiği halde kendi içinden birini Cumhurbaşkanı adayı çıkarabiliyor. Eski Türkiye’de olsaydı DGM’lerde (meşhur eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri) yargılanırdı. Eski Türkiye’de Meclis’e milletin iradesiyle girmiş Merve Kavakçı’ya haddi bildiriliyordu, Yeni Türkiye’de başörtülü milletvekilleri Meclise girebiliyor ve kendisini seçen halkı temsil edebiliyor. Eski Türkiye’de Kürtçe yemin eden Leyla Zana’nın dokunulmazlığı kaldırılıp hapis cezası veriliyordu, Yeni Türkiye’de meclis kürsüsünde milletvekilleri Kürtçe konuşabiliyorlar. Eski Türkiye’de biz Kurtalan’dan Siirt’e gelirken 4 ayrı noktada üstümüz aranıyordu, hiç kimse belli bir saatten sonra evinden çıkamıyordu. Yeni Türkiye de artık gece yarısı 2 sivil polis tarafından çocuğunuz evinizden alınıp, bilinmeyen yerlere götürülmüyor. Artık milleti dizayn etmek için faili meçhul siyasi suikastlar yapılmıyor.

 

ESKİ TÜRKİYE’DE “KABE ARABIN OLSUN, ÇANKAYA BİZE YETER” ANLAYIŞI VARDI

 

Eski Türkiye’de ufuk ve vizyon ülke Misak-ı Milli denilen mevcut Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından ibaretti. Sınırların ötesinde olan hiçbirşey eski Türkiye’yi ilgilendirmemekteydi. Eski Türkiye için Ortadoğu bir bataklıktı. İslam coğrafyası bu millete ihanet etmiş insanlarla doluydu. Eski Türkiye’nin yönü Avrupa’ya dönüktü. Yeme, İçme, Giyinme ve tüm alışkanlıkları Avrupa’dan ibaretti. Kurtuluş, Avrupa’da ve çağdaşlaşma adına bize pazarlanan çıplaklıktaydı. Yeni Türkiye’yi yönetenler için ufuk, Misak-ı Milli sınırlarına hapsedilemeyecek kadar geniştir. “Kabe Arabın olsun, Çankaya bize yeter” anlayışı eski Türkiye’nindir. Yeni Türkiye’de Şam, Mekke, Medine, Saray Bosna, Bakü, İslamabat, Filistin, Kudüs, Arakan, Erbil ve Gazze’nin önemi aynıdır.

 

Yeni Türkiye, binlerce yıl birlikte yaşadığımız 72 milletin yeniden acılarını veya mutluluklarını paylaşan bir ufuktur. “Bize ne Araptan, Kürtten, Afgandan” kelimeleri eski Türkiye’de kalmıştır. Artık Kahire’deki, Kudüs’teki, Şam’daki, Erbil’deki, Kerkük’teki dert te bizim derdimizdir. Böyle olmaktan başka şansımız yoktur.

 

KAZANIMLARIN MİMARLARINI NE KADAR ÖVSEK AZ AMA YENİ ANAYASA ŞART

 

Sorun şu ki; bu güne kadar elde edilen bütün ilerlemelerin maalesef ciddi anlamda yasal alt yapısı yok. Yeni bir Anayasa gelmeden bu alt yapının oluşması mümkün değil. Tüm bu kazanımlar için bu mimarları ne kadar översek azdır fakat tüm bu kazanımlar için tedirginliğimiz maalesef devam etmektedir. Çünkü halen bir askeri darbe anayasasıyla yönetiliyoruz. Mevcut Anayasa, Anadolu’daki halktan haberleri olmayan, üç beş kişinin hazırladığı bir anayasadır. Anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir. İnsanı önceleyen, aklı, canı, namusu ve malı koruma altına alan herkesin hukuk önünde eşit olduğu, ayrımın kelime aralanda bile olmadığı ve refahtan herkesin adil faydalandığı bir anayasa yazılmadan Yeni Türkiye kurulmuş olmayacaktır.

 

Bosna Hersek’te savaş olur mülteci olarak sığınılan yer Türkiye olur. Irak Kürdistanı’nda sıkıntı olur sığınılan yer yine Anadolu olur. Suriye aynı şekilde. Herkes insanlığın son adasına iltica ediyor. Yeni Türkiye’de Anadolu bir esenlik yurdudur. Belki de en önemli cümle şu olabilir; Güneydoğu’da savaş veya baskılar olduğunda buranın vatandaşı Irak’a, İran’a, Suriye’ye değil, yine aynı devletin başka iline mülteci olur. İstanbul’a, Ankara’ya, Konya’ya, Bursa’ya taşınır. Ama başka bir ülkeye iltica yoktur. Çünkü bu devletten dayak yiyen bile aslında gideceği başka devlette aynı huzuru bulamayacağını bilir. O yüzden Anadolu bizim için önemlidir.

 

TÜRKİYE, SADECE TÜRKLERİN DEĞİLDİR

 

Anadolu’nun sadece Türklük veya Kemalistlik adıyla kabul edilmesine bu yüzden tahammül edemeyiz. Çanakkale’de 72 milletin tümü vardı. Anadolu, Kürtlerin veya Arapların veya Türklerin yada herhangi birisinin değildir, olamaz. Hatta açık yüreklilikle diyorum ki Türkiye, Türklerin değildir. Kürdistan coğrafyası da Kürtlerin değildir. Bu coğrafya üzerinde yaşayan ve yaşamak isteyen bizim Milleti İbrahim dediğimiz tüm milletlerindir. Zaten I.Meclis tutanaklarını inceleyenler görecektir, Mustafa Kemal, ‘siz sadece Türkler, Kürtler, Boşnaklar, Araplar değilsiniz. Siz Anasırı İslamsınız’ demiştir. Cuma namazı sonrası ilk meclis açılıyor, ülkenin her tarafında Hatimler okunuyor ve I.Meclis kürsüsünün hemen ardında Kur’an ayeti vardır.

 

Eğer Gazze’li birinin dedesi dün Çanakkale’de bu insanlığın son adası olan Anadolu’yu kurtarmak için şehid olduysa, bugün Çanakkale’de şehid olanların torunları Gazze’ye, Kudüs’e sessiz kalıyorsa en basit tabirle bu bir vicdansızlıktır, vefasızlıktır. Eski Türkiye için Ortadoğu bir bataklıktı. Yeni Türkiye’de İstanbul kadar, Diyarbakır kadar Kudüs var, Mekke, Medine var. Biz oralara bataklık dedirtmeyiz. Dün dedelerinin Şam-ı Şerif dediği yere bugün torunlar bataklık diyemez, bu ihanettir. Dün altın dişlerini söküp, yüzüğünü çıkarıp bu milletin mücadelesi için bağışlayan Endonezya, Hindistan, Pakistan Müslümanları için bugün bu Anadolu insanının bir vefa borcu vardır. Hepsinin gözü Türklerden çıkacak yeni bir Fatih’te veya Kürtlerden çıkacak yeni bir Selahaddin’lerdedir.

Kimsenin bu milletlerin umudu olan Yeni Türkiye’yi engelleme hakkı yoktur.!